Ticari Alacağın Tahsili: İcra Takibi, İtiraz ve İtirazın İptali
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Ödenmeyen bir ticari alacağı tahsil etmek, çoğu işletmenin er ya da geç karşılaştığı bir durumdur. Bu yazıda; alacağın tahsili için izlenen yolları (icra takibi, borçlunun itirazı, itirazın aşılması) ve ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğu genel hatlarıyla ele alıyoruz.
İki temel yol: ilamlı ve ilamsız icra
İcra takibi başlıca iki türdür:
- İlamlı icra: Bir mahkeme kararına (ilam) ya da ilam niteliğindeki bir belgeye dayanır. Alacağın niteliğine bakılmaksızın her tür alacak için başvurulabilir.
- İlamsız icra: Mahkeme kararı olmadan, kural olarak yalnızca para ve teminat alacakları için işletilen yoldur (İİK m. 42 vd.). En yaygın biçimi "genel haciz yolu"dur; alacaklı bir belge sunmak zorunda olmadan takip talebiyle süreci başlatır, icra dairesi de borçluya ödeme emri tebliğ eder.
Elinde çek, bono (senet) veya poliçe gibi bir kambiyo senedi bulunan alacaklı ise, daha hızlı işleyen "kambiyo senetlerine özgü haciz yolu"nu kullanabilir.
Borçlunun itirazı ve takibin durması
Genel haciz yoluyla takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borca, faize, fer'ilerine veya yetkiye itiraz edebilir (İİK m. 62). İtiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Takibin devam edebilmesi için alacaklının itirazı hukuken aşması gerekir. Bunun iki yolu vardır:
- İtirazın kaldırılması (icra mahkemesi): Yalnızca kanunda sayılı sınırlı belgelerle (örneğin imzası ikrar edilmiş senet) mümkündür; daha dar bir yoldur.
- İtirazın iptali davası (genel mahkeme): Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde bu davayı açarak alacağını genel hükümlere göre ispatlar (İİK m. 67). Bu süre kaçsa bile, alacaklı genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açma hakkını korur.
Haksız yere itiraz eden ya da haksız takip yapan taraf aleyhine, koşulları varsa icra inkâr tazminatı / kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.
Not: Kambiyo senetlerine özgü takipte itiraz icra mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz.
Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk
Önemli bir usul kuralı: TTK m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar para olan ticari nitelikteki alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (01.01.2019'dan itibaren). Bu adım atlanırsa dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Para miktarına alt veya üst sınır getirilmemiştir. (Doğrudan icra takibi başlatmak için arabuluculuk şart değildir; şart, dava aşaması içindir.) Arabulucu, başvuruyu kural olarak altı hafta — zorunlu hâllerde en çok sekiz hafta — içinde sonuçlandırır.
Alacağı güvence altına almak: ihtiyati haciz
Borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşı, koşulları varsa alacaklı ihtiyati haciz talep ederek alacağını dava/takip sonuçlanmadan güvence altına alabilir. Bu, özellikle borçlunun ödeme gücünün şüpheli olduğu durumlarda belirleyici olabilir.
Pratik öneri
Tahsil sürecinde en kritik nokta, doğru yolu baştan seçmek ve belgeleri (fatura, sözleşme, teyit yazıları, hesap ekstresi, kambiyo senedi) eksiksiz hazırlamaktır. Yanlış takip türü veya eksik belge, süreci uzatır ve maliyeti artırır. Her alacağın niteliği farklı olduğundan, takibe başlamadan önce dosyanın bir hukukçu tarafından değerlendirilmesi yerinde olur.